DEĞİNMELER...

DEĞİNMELER...


 

Sosyal medyada okuyup çok beğendiğim bir anlatıyı sizlerle paylaşmak istiyorum ;

Hukuk fakültesinde bir öğretim görevlisi derse girer ve bir öğrenciye adını sorar, öğrenci “Ali” diye cevap verir. Öğretmen bir anda,

 

“Defol bu sınıftan, bir daha asla dersime gelme” der.

 

Bütün öğrenciler şaşkınlık içindedir, neye uğradığı şaşıran Ali de sınıfı terk eder.

 

Herkes ne olduğunu anlamak için beklemektedir hiç birinden tek bir ses bile çıkmaz?

 

Hoca sınıftaki sessizlikle beraber ileri geri yavaş yavaş dolaşmaya başlamış bütün öğrencileri şöyle biraz süzdükten sonra, tabi bu arada herkes göz temasından kaçınıyor, başlamış derse.

 

Hoca: “Kanunlar ne için vardır?” diye sorar ve ders başlar?

 

Bir çok cevap gelmiş, bir öğrenci düzeni korumak, diğeri toplumda yaşayan bireylerin hak ve hürriyetini sağlamak için, öbürü yaşam haklarını idame ettirmek, bir başkası devlete güveni, o devletin saygın bir vatandaşı olduğunu göstermek için, bir diğeri her yerde hakkını yasalar çerçevesinde arayacağını bilmek ve devletin vatandaşına haklarını nasıl arayacağını göstermek için?

 

Hoca başka diye tekrar sorunca bir öğrenci de “Adalet için diye cevap vermiş.

 

Bu cevabı verene hoca parmağı ile işaret ederek işte aradığım cevap bu dercesine “peki az önce arkadaşınıza adaletsiz davrandım mı?”, herkeste aynı cevap “evet hocam”.

 

Öğretim görevlisi sınıf kapısını açarak dışarıdaki öğrencisini içeri alır ve teşekkür edip yerine geçebileceğini söyler, herkes bunun bir senaryo, oyun olduğunu anlar.

 

Fakat hoca son sözlerini söylememiştir henüz;

 

“Peki buna hepiniz şahit oldunuz, neden tepki göstermediniz, bir açıklama istemediniz, arkadaşınızın hakkını savunmadınız!?

 

Herkes susar çıt yok. Hoca bakın sevgili arkadaşlar, bu olaydan hepinizin çıkarması gereken bir öğüt var, bunu size 100 saat sınıfta ders versem anlatamazdım der ve son sözlerini söyleyip dersi bitirir.

 

“Asla bana dokunmayan yılan bin yaşasın zihniyeti de olmayın, o yılan bir gün mutlaka sizi de sokacaktır.”

 

“Adaletsizliğe şahit olup göz yuman insanlar haysiyet ve onurlarını kaybetmeye mahkumdur.”

 

“Bir şahsa karşı yapılan haksızlık, herkese karşı yapılmış bir tehdit demektir.”

 

 

Neydi O Bir Zamanlar

 

Şair: Attila İlhan

 

istanbul ve sen / neydi o bir zamanlar
sanki gençliğime doğru yaşlanıyordum
çengelköy'de yaz unutulmaz erguvanlar
hangi yanıma dönsem seni bulurdum
içimdeki lambanın kırıldığı anlar



istanbul ve sen / sırılsıklam yaşananlar
yanardöner bir ayna yeniden ruhum
çengelköy'de yaz unutulmaz erguvanlar
gözlerinin sisinde sevdalı bir yolcuyum
hayal meyal gemiler dumanlı ilkbahar

 



istanbul ve sen / ikinizden kalanlar
tekrar tekrar ısrarla yaşayıp durduğum
çengelköy'de yaz unutulmaz erguvanlar
rüya mıdır gerçek mi kendi kendime sorduğum
istanbul ve sen / neydi o bir zamanlar

 

Attila iki t ile yazılır İstanbul ve Çengelköy adları geçen şiiri ile size bir türlü gelemeyen baharı hatırlatmak istedim. Nisan da baharı yaşayacağız tohumlarımızı toprağa vereceğiz sardunyalarımızı çoğaltacağız. Ve açan erguvanlar morsalkımlar ile boğaziçinde baharı yaşayacağız.

Yol kenarlarında eksilen ağaçları fotoğrafladım defalarca haberlerini yaptım İBB ve Üsküdar belediyesi lütfen buralara el atınız eksilen ağaçların yerine yenilerini dikiniz. Boğaz parklarına ve caddelerde sokaklarda bakımsız klan refüjlere bakım yapınız. İhale beklemeyiniz kendi ekiplerinizi seferber ediniz ve şehrimizi güzelleştiriniz.

Ata 2 sitesinde site tarafından yapılan yürüyüş yolları ve parklar hem site içinden hem site dışından ilgi görüyor dileğimiz çevre mahallelere de bol bol parkların yapılması ve halkın hizmetine sunulmasıdır.

Bu haber 133 defa okunmuştur.
Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit
YAZARIN DİĞER YAZILARI