ÇENGELKÖY’ ÜN TARİHİ VE TANITIMI

ÇENGELKÖY’ ÜN TARİHİ VE TANITIMI

Tarih 05 Aralık 2022, 13:17 YazdırBu haberi yazdır

Kilise kayıtlarına göre Çengelköy tarihi ve Boğaziçi

ÇENGELKÖY’ ÜN TARİHİ VE TANITIMI

                                             --------------------------------------------------------

Eyledim yar ile tenhaca temaşayi Hisar

Bahtıma Kariye-i Çengelde bulundu yar

                                                                                          “Sabit 1712”

                                           İşte buldum sana sallanmağa bir özge mahal

                                                                               Sözümü dinle rakiiba gel

                                                                                                “Fenni 1745”

Bugünün (2022) tarihinden 1826 sene önce dönersek, M.S 196 yılından itibaren Çengelköy’ünde yerleşimin başladığını çeşitli araştırmacı yazarlardan, tarihçilerden, fermanlardan ve tapulardan anlamaktayız. Evliya çelebinin 1650 tarihli meşhur eseri “seyahatnamesinde” bakınız Çengelköy için neler demektedir :  “Köy ,lebiderya olup arka tarafı ormanlık , yeşil içinde boğulmuş bağları geniş yer kaplamakta idi . Hiçbir dil bunun güzelliğini tarif edemez” Bu yoruma dikkat edersek dedelerimizin de bize anlattıklarını eklersek eski Çengelköy’ümüzü tüm güzellikleriyle hayal etmek zor olmayacaktır. Evliya Çelebi devamla “ Köyde çoğunlukla Hristiyanların ikamet ettiği çok az Türkün bulunduğunu ve 3060 hanenin olduğunu, söylemektedir”.



Üsküdar’ı boğaza giriş noktası olarak kabul edersek, Çengelköy sıradaki 4üncü yerleşim yeridir. Sınırları Havuz başından başlayıp Vaniköy’de bitmektedir. M.Ö 323 tarihinde Trakya bölgesi ile boğazın Avrupa yakası ile Anadolu yakasında ve Karadenize doğru uzanan bölgelerde ticaret, denizcilik ile uğraşmakta ve mutlu bir hayat sürmekte idiler. Yunan kaynaklarından aldığımız bilgilere istinaden, Bizans İmparatorluğu kurulmadan önce Anadolu yakasında Halkedon da  (Bugünkü Kadıköy) büyük bir yerleşim yeri vardı. (M.Ö 491). Son zamanlarda Haydarpaşa garında ve çevresinde bulunan kalıntılar bu olayı desteklemektedir. Halkedona bölgesinde yaşayanlara karşılarında bulunan yedi tepeli muhteşem bugünkü İstanbul’u tercih etmedikleri yüzünden oraya körler bölgesi denilmekte idi. İşte Vizas bunun için Avrupa kıyısında bir şehir kurmuştu. İleri görüşüyle, bu bölgenin önemini kavrayan İmparator Büyük Kostantin, merkezi  Konstantinupolis (İstanbul) olarak, Bizans İmparatorluğunu kurar. M.S yılında tarihçi “Dionisios  o Vizantios“ Çengelköy’deki Ağios Yeorgios Kilisesinin tanıtımını yaptığı eserinden Çengelköy’ün tanıtımı da başlamaktadır. Köyün ilk ismi “Protosdiskos” (Birinci tepsi) M.S 6’ıncı yüzyılda JÜSTİNİANUS ve TEODORA nın hükümdar oldukları bu dönemde, (527-565) Kilisenin bulunduğu yerde terkedilmiş ve harabe şeklinde olan eski bir krallık sarayı onarılarak bir manastır inşa edilmiştir. Bu Manastır kötü yola saptırılmış kadınların sığınması amacını gütmekte idi . Tarihçi “Prokopius ‘un “yazdıklarına göre ,zorla kötü  yola düşen ve zavallı bir hayat yaşayan , küçük yaşlarda köylerden toplanıp fuhşa yönlendiren kadınlar bu Manastırda kalıyorlardı. O dönemde çıkan bir kanunla da (“Neara”) fuhuş yasak edilmişti. Harabe sarayın bu nedenden dolayı Manastıra dönüşmesi ve bu günahkar kadınların barınmaları ve tövbekar olmaları imparatoriçe Teodora tarafından oluşturduğu için köye “Ta Metanias ?Tövbekar” adı verilmiştir. M.S 6ıncı yüzyılda, (565-578) İmparatoriçe Teodora’nın yeğeni  ve İmparator Jüstiyen in eşi Sofia teyzesinin şanını elde etmek maksadıyla Manastır ile alakadar olmuş onu büyütmüş ve manastırdan biraz uzakta kendi sarayını inşa etmiştir. 1974 yılında havuz başı yerinde yapılan temel çalışmalarında, 4,46 uzunluğunda , alt kısmı 0,68 ve üst kısım 0,68 metre çapında yeşil renkte  bir sütünün bulunması arkeologlar tarafından incelenince o zamanın saray sutünlarına ait olduğu belirlenmiştir. O çevrede veba ocakları ve kiliseler de kurduğu sanılmaktadır. Sofiya, hasta olduğundan Çengelköy’ün sessizliğini , temiz havası ve sakinliğinden etkilenmişti. Sonunda köy bunun adına binaen,  “” Ta Sofiana” adını almıştır. M.S 625 yılında Avarlar ile Persler Bizans’ı yıkmak için müttefik olup İstanbul’a saldırdılar , ancak yenildiler. Fakat hınçlarını Anadolu’daki köylerden alarak o bölgeleri büyük bir yıkım ve hasara uğratmışlardır. Çengelköy erkeklerden mahrum kalmış ve bu zülüm ve fetihlerden dolayı köy iki asır kadar tarih kaybına neden olmuştur. Bunun devamında bu sefer Avarlı akıncılar ortaya çıkmış (M.S.865) Bunlar da 6 kez uğraşıp Bizans’ı yenemediklerinden korumasız köylere dönmüşler ve kalan her şeyi yıkıp yakmışlardır. Bunu bir Rus tarihçisinin yazdıklarından anlamaktayız. Böylece Çengelköy de ne Manastır , ne kilise ne de saray ayakta kalmıştı.



İşte 2 asırlık bir zaman Çengelköy için karanlık bir dönemdir. M.S 11inci yüzyılda, kilise babalarının vermiş oldukları bilgilere göre, kilise inşaatlarına hız verilmiştir. Bu asrın başlarında köyün ismi “Singellos “ olarak geçmektedir. Bu devirde “Ta Metanias” Manastırı ve çevresindeki bölgeler onarılmış ve saygı değer bir kişinin oraya yerleşmesi nedeniyle köye bu isim verilmiştir. (M.S 1055). Bu arada Singellos Manastırı, ikonları sevenler için bir sürgün yeri olarak kullanılmıştır.” İkonları sevenler ve sevmeyenler arasındaki büyük mücadele” . İstanbul’un fethinden sonra köy bir İran kökenli “Cenk  - Savaş “ adı ile de anılıyordu. Ancak öyle bir savaş tarihte anılmamaktadır. Bu arada kilise kayıtlarından aldığımız bilgilere göre, o devrin bir alışkanlığı olarak, saray ve kiliselerin damları altın kaplama veya bakırdı. Kilisede muhafaza edilen sarı yeşil kiremitler o devirden kalmadır. Bu nedenle de köyümüz “Hrisokeramos- altın kiremitli” adını da almıştır. Çengel ismine gelince, gerçek şudur ki, boğazın hiçbir yerinde (Emirgan ?Boyacıköy haricinde- .söylendiği gibi çengelcilikle uğraşan hiç kimsenin bulunmadığı bilinmektedir. Bazı tarihçilere göre, Çengelköy “” ARPAĞİS XORION “” diye söylenir. Arpaği üzerinde birçok şeyin asılabileceği madeni bir ayaktır. Gine de çeşitli rivayetlerden adını, Fatih Sultan Mehmedin denizden çıkardığı çengelden dolayı, köyün Çengelköy adını aldığı söylenmektedir. 



Yeni nesil tarihçilerinden Mehmet Raif Beyin yazısına göre, 18. asırda, Çengelköy’ün  isimlendirilmesi, köyde çengelcilik ile uğraşan nedeninden dolayı değil o tarihte Çengelköy’de yaşamış “ Çengeloğlu Tahir Paşa “ adından dolayı geldiği yazmaktadır. Çengelköy’de 1inci Murat (1696) Sultan Vahdettin ‘e kadar (1922) bazı sultanların da  daimi olarak ikamet ettikleri bilinmektedir. 1800 yılı ile 1900 yılının ikinci yarısına kadar büyük bir gelişme geçirmiştir. Bu olay zamanımıza kadar devam etmektedir.



Eğer Boğaziçini, dünya çapında bir evren olarak  kabul edersek içinde bulunan birçok kutuptan biri olan güzel Çengelköyümüz hakkında araştırmalarını ve anılarını  yazmış değerli araştırmacılarına saygı ile eğilerek bu notları kaleme aldım.

Vasil Kiropulos ? Nesiller boyu Çengelköylü

 

Bu haber 314 defa okunmuştur.
Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit
DİĞER HABERLER