Ayazma Nedir ?

Ayazma Nedir ?

Tarih 08 Mart 2022, 11:34 YazdırBu haberi yazdır

Tanaş Kiryako Çengelköy Ayazması hakkında bilgi...

Ayazma Nedir 


Ayazma, Rum Ortodokslarca kutsal olarak kabul edilen ve şifa verdiğine inanılan su kaynaklarına ve bu su kaynaklarının üzerine inşa edilen ve kutsallığı kimi zaman bir aziz yada azizeyle bağlantılı mitolojik bir olaya ilişkilendirilen yapılara verilen addır. Türkçeye ayazma olarak giren Hagiasma sözcüğü Yunancada kutsal yer anlamına gelmektedir.

 

Bu sözcük daha sonralan içerisinde kutsal kabul edilen su bulunan yerleri ya da kaynakları anlatmak için kullanılmıştır. Pagan dönemde de kutsal kabul edilen su kaynaklan vardı.

 

Mitolojide su kaynakları, su perileriyle (nymphelerle)ilişkilendirilmişti.

 

Hatta her suyun ve özellikle denizlerle, ırmakların canlı varlıklar olduğuna

inanıldığı için, deniz ve akarsuların birer tanrılan olduğu kabul edilmişti. Örneğin bir Likya kenti olan Letoon’da kutsal su kaynağının bulunduğu yerde Nymphaion (anıtsal su binası)” vardır. Niko Acemoğlu ‘na göre Hıristiyanlığın bilinen ilk ayazması Filistin ‘in Ernaus bölgesindedir. Hıristiyanlığın ilk dönemlerinde kiliselerdeki su kaynaklarına “Hagiasmatiıia” adı veriliyormuş. (Acemoğlu,1990:11-14)

Rum Ortodoks inancına göre su çıkan. çeşitli yerlere bir aziz veya azizenin adı verilerek onların manevi koruyuculuğuna bırakmıştır. Ayazmaların adandığı aziz veya azizeler yoluyla insanlara yardımcı olduğuna ve şifa dağıttığına inanılır. Suyunun şifalı olduğuna inanılan ayazmalar en az Rumlar kadar Müslümanlarında ziyaret ettikleri ve suyundan şifa umdukları bilinmektedir.

Ayazmaların ziyaretçileri aziz ve azizenin gözyaşları olduğuna inandıkları bu suları şifa bulmak niyetiyle içerler, vücutlarında rahatsızlık olan yerlere şifa bulmak için. sürerler. Ayrıca ayazmaların suyunun içene manevi bir güç verdiği de kabul edilmektedir.

 

Ziyaretçiler öncelikle ayazmanın suyundan içer yada vücuduna sürer, bunun dışında ayazmanın adandığı aziz veya azizeye dileklerde bulunur, ikonası önünde diz çöküp, mumlar dikerek adaklar adar. Ziyaretçiler ayazmadan ayrılırken ayazmalık olarak adlandırılan küçük şişelere su doldurup evlerine götürürler. Özelde Rumların,

 

İstanbul genelinde ise ona saygı duyan her dinden insanın önemli ziyaretgahlarından biri olarak kabul edilen ayazmalar adandıkları aziz ve azizenin, Ortodoks takvimine göre yortularına rastlayan isim günlerinde özellikle ziyaret edilmektedirler. Bu yortularda ayazmanın bağlı olduğu veya ona en yakın bulunan kilisenin din adamlarınca tarafından yönetilen ayinler yapılmaktadır. Ayazmalar yalnızca

yortularda değil, diğer günlerde de ziyaret edilmektedir. (Karakaya, 1993:473)

Rum nüfusunun azalmaya başladığı 1960’ lı yıllara kadar ayazmaların yortularında kalabalık bir kitlenin katılımıyla büyük bir dini ayin yapılırdı. Arnavutköy, Göksu ve Çengelköy gibi bazı ayazmaların ise daha büyük kalabalıkların toplandığı, gün boyu eğlencelerin sürdüğü panayırları olurdu. Günümüzde ayazmaların eskiden olduğu gibi görkemli ve kalabalık panayırları yapılmıyor.

Ancak varlığını sürdüren ayazmalarda suyu kurumuş olsa bile yortularında mutlaka bir papaz görevlendirilmekte ve ayin yapılmaktadır.

 

Ayazmaların standart denebilecek bir mimari ölçüsü yoktur, kimi yerde geniş boyutlu yapı şeklinde de olabilir, kimi yerde ancak küçük bir kulübe büyüklüğünde olan ayazmalar bulunmaktadır.

 

Kutsal sayılan kaynak suları etrafında inşa edilmiş olan kilise ve diğer dini yapıların içinde kalmış olanları ilk grubu oluştururken, bağımsız olan küçük ayazmalar diğer grubu oluşturmaktadır. Ayazmanın suyu bir kuyudan, kaynaktan gelebilir, sızarak ya da damlayarak bir haznede birikebilir. Değişik yollarla toplanan su, bir su teknesinde ya da havuzda biriktirilir. Çoğu kez kaynağın üzerine basit yapılar inşa edilmiş ve içine ikona ve mumluk gibi dini eşyalar konarak ayazmanın bulunduğu mekan küçük bir kiliseye (şapele) dönüştürülmüştür.

 

İstanbul Ayazmaları

Ayazmalar İstanbul halk kültürünün en önemli unsurlarından biridir. Geçtiğimiz yüzyılın başında İstanbul’da sayılan 150′ yi bulan ayazmaların bir çoğu kaybolmuş ve günümüze ancak kiliselerin içinde yer alan ayazmalarla, 30 civarında bağımsız ayazma ulaşabilmiştir.

 

İstanbul ayazmalarının büyük bölümü geç tarihli Rum ayazmalarıdır. Yalnızca Studios, Balıklı, Blaherna ve Hagios Terapon gibi ayazmaların varlığının Bizans’a kadar uzandığı bilinir. Ayazmaların sayısının özellikle 19.yüzyılda yeni keşfedilen ayazmalarla birlikte artış gösterdiği bilinmektedir. (Acemoğlu, 1990:11-14)

 

İstanbul Ayazmalan hakkında şimdiye kadar Türkçe yayınlanmış kapsamlı bir kitap yoktur, 2014 yılının Nisan ayında piyasaya çıkacak ve tarafımca hazırlanan “İstanbul Ayazmalan” adlı kitap bu alanda yayınlanmış ilk kitap olacaktır. Farklı kaynaklarda İstanbul Ayazmalarına ilişkin bilgiler yer almaktadır. Örneğin İstanbul Ansiklopedisinin ayazmalarla ilgili maddelerini yazan Hakkı Göktürk 1947 yılında İstanbul’da bulunan ayazmalara yaptığı ziyaretler ve tuttuğu notlar sonucu 158 ayazma saptamıştı, ancak bunlardan 62 tanesi o dönemde kullanım dışı kalmıştı. (Göktürk, 1947)

 

Bu konuda iki makale yazmış olan M.Halit Bayrı da İstanbul’da 1953 yılında 126 ayazma bulunduğunu belirtmiştir. (Bayrı,1953:747-748) Bunların bir bölümü varlığını günümüzde de sürdürürken, bir bölümü daha o dönemde ise yıkıntı durumundaydı. Göktürk’ün hazırladığı liste sırasında ve sonrasında cadde yada sokak açılması, yeni inşaatlar gibi imar faaliyetleri sonucu büsbütün yıkılmış yada suyu kuruduğu için kaybolan ve başka işlevlerle kullanılan ayazmalarda 40 kadar ayazma çeşitli nedenlerle (yol yapımı, ev yapımı v.s.) yok olmuş, pek çoğunun suyu ya kirlenmiş, ya da kurumuştur.

Günümüzde 80 civarında ayazmadan söz etmek olanaklıdır. İstanbul’daki ayazmaların Ermeni Kiliselerinin içinde kalan üçü dışında tamamı Rumlara aittir.

Kiliselerinin içinde ya da avlusunda bulunan ayazmaların suyu kirlense ya da kurusa da varlığını sürdürmektedir.

 

Bazı ayazmalar ise kiliselerin dışında bağımsız mekanlar genel olarak da kulübe tipi küçük mekanlarda varlığını sürdürmektedir. Bunlar ise her zaman yok olma tehlikesiyle karşı karşıyadır. Bağımsız mekan olarak varlığı sürdüren ayazmaların sayısı Niko Acemoğlu’nun hazırladığı listeye göre 40 tanedir. (Acemoğlu,1999:48-49)

 

Ancak bu listedeki ayazmalardan birkaç tanesi yakın dönemde yok edilmiştir. Örneğin Kasımpaşa’daki Hagios Nikolaos Ayazması park yapımı gerekçesiyle 1996 yılında yıkılarak, Hagios Vasilios Zindankapı Çömlekçiler Ayazması, Fener Hagios Nikolaos Ayazması, Langa Hagios Paraskevi Ayazması ve Kumkapı Hagios Paraskevi Ayazmaları da 1984-1989 yılları arasında yıkılarak yok edilmiştir. (Acemoğlu, 1990: 121)

 

Ayazmalar İstanbul halk kültürü açısından büyük önem taşımaktadır, zira halk arasında ayazmaların suyunun şifa verici yada mucizevi özellikleri olduğuna inanılmaktadır. Bu konuda ilk derli toplu makaleyi yazmış olan Halit Bayrı halk arasında Bebek Hagia Apostoli Ayazmasının suyundan içenlerin zengin olacaklarına, Kuruçeşme Hagios Diınitrios Ayazmasının suyundan içen kadınları sütünün geleceğine inanıldığını belirtir. Ancak şifa bulmak için çeşitli ritüelleri uygulamak gerekmektedir.

 

Ömeğin Kasımpaşa’daki Hagia Paraskevi ayazmasının suyunun mide ve barsak

hastalıklarının tedavisinde kullanıldığını, bunun için ayazmanın suyunu aralıksız yedi hafta içmek gerektiğini belirtir. (Bayrı,1953:747-748) Kuruçeşme’deki Hagios Dimitros ayazmasında dilekte bulunanlar ise dileklerinin kabul edilmesi için üst üste üç cumartesi ayazmaya gidiyor. Konuşmayan çocukların ayazmanın suyunda yıkanıp, duvarda asılı olan halkalarını ısırırlarsa dillerinin açılacağına inanılıyor.

 

2011 den bir haber?.

İstanbul’un kent kültüründe önemli yeri olan “Ayazma Günü” 40 yıl aradan sonra Rumlar tarafından yeniden hayata geçirildi.  Sosyal paylaşım sitesi faceboook’ta Tanaş Kiryako’nun yöneticiliğinde oluşturulan İstanbul Rumları ve Göç Edenler Grubu üyeleriyle başta İstanbul ile ilçeleri olmak üzere yurt içinden, Yunanistan’la ABD’den gelen İstanbullu Rumlar Çengelköy’deki Ayios Pandeleimon Ayazması’nın bahçesinde buluştu.

 

Organizasyonu düzenleyen Tanaş Kiryako konuşma yaptı.  Etkinliğe katılanlar ayazmanın kutsal suyundan içti.

Bir panayır havasında geçen etkinlik, katılımcıların ayazmayı gezmeleri ve kutsal sudan için dua etmelerinden sonra Tanaş Kiryako hoş geldiniz konuşmasıyla başladı.
Daha sonra, 40 yıl önce olduğu gibi Ayazma Günü’ne katılanların getirdikleri yiyecekler açık büfede paylaşıldı.
Türkçe ve Rumca şarkıların birlikte söylendiği, birlikte kasap havası ve sirtaki oynandığı Ayazma Günü’ne, yılladır görüşemeyen arkadaşların buluşmasına da tanık olundu. Bu buluşmalarda duygulu anlar yaşandı.
Rumların yanı sıra çok sayıda Ermeni ve Türk’ün de katıldığı etkinlik, ayazma günlerinin bundan böyle her yıl tekrarlanması dileğiyle sona erdi.

 Çengelköy ayazma 

Bu haber 266 defa okunmuştur.
Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit
DİĞER HABERLER