ÜSKÜDAR İLÇESİ OLASI DEPREM KAYIP TAHMİNLERİ RAPORU YAYIMLANDI?

ÜSKÜDAR İLÇESİ OLASI DEPREM KAYIP TAHMİNLERİ RAPORU YAYIMLANDI?

Tarih 21 Haziran 2020, 16:32 YazdırBu haberi yazdır

Yıllardır beklenen İstanbul depremi için alınması gereken önlemleri işte bu tespit raporları ile daha kolay yapabileceğiz kentsel dönüşüm acilen ele alınmalı binalar yenilenmeli hasarlar en aza indirilmeli.

ÜSKÜDAR İLÇESİ OLASI DEPREM KAYIP TAHMİNLERİ RAPORU YAYIMLANDI?

 

Yıllardır beklenen İstanbul depremi için alınması gereken önlemleri işte bu tespit raporları ile daha kolay yapabileceğiz kentsel dönüşüm acilen ele alınmalı binalar yenilenmeli hasarlar en aza indirilmeli.

 

 

 

TÜİK 2019 verilerine göre ilçenin nüfusu, 531.825’dir. İstanbul İli Olası Deprem Kayıp Tahminlerinin Güncellenmesi Projesi (2019) kapsamında olası bir deprem sonucu oluşacak can kaybı ve yaralanma sayılarını analiz edebilmek için, iki farklı nüfus senaryosu ele alınmıştır. Bunlardan ilki, en kötümser senaryo olarak da kabul edilen “gece nüfusu” senaryosudur. Bu senaryoda, tüm il genelindeki kayıtlı nüfusun, kayıtlı olduğu hanede bulunduğu kabul edilmiştir. Diğer senaryo ise “gündüz nüfusu” senaryosudur ve bu senaryoya ait nüfus verisi, insanların günlük şehir hayatındaki aktiviteleri dikkate alınarak üretilmiştir.


İstanbul İli Olası Deprem Kayıp Tahminlerinin Güncellenmesi Projesi (2019) kapsamında bina hasarları ve bunlara bağlı can kaybı ve yaralanma analizleri, deterministik (Mw=7.5) senaryo depremi, deprem yer hareketi benzetimlerinden elde edilen 15 farklı senaryo depremi ve ayrıca olasılıksal deprem tehlike analizlerinden elde edilen 72 yıl, 475 yıl ve 2.475 yıl yinelenme periyotlu deprem yer hareketleri için gerçekleştirilmiştir. Bina hasarları ve bina hasarlarından kaynaklanan can kaybı ve yaralanma tahminleri ELER (Earthquake Loss Estimation Routine, Erdik ve dig. 2010; Hancılar ve dig. 2010) yazılımının Kentsel Deprem Risk Analizleri modülü kullanılarak hesaplanmıştır. ELER Deprem Hasar ve Kayıp Tahmin Yöntemi’nin şematik bir özeti Şekil 5-1’de sunulmaktadır. Olası bir depremde kentsel alanlarda oluşabilecek bina hasarı tahminleri spektral ivmeler ve yer değiştirmelere bağlı analitik yöntem ile elde edilebilmektedir. Spektral kapasite bazlı (spektral ivmeler ve yer değiştirmelere bağlı) hasar tahmin yöntemi, yapısal hasar görebilirliğin analitik olarak değerlendirilmesi ve bina taşıyıcı sistem kapasitesinin depremin binadan talebiyle karşılaştırılarak binanın sismik performansının ortaya konmasına dayanır.


İstanbul ilini etkileyecek büyük bir depremde meydana gelebilecek can kaybı ve yaralanmaların tahmininde metropol alanlarında hasar ve kayıplara yol açan depremlere ait verilerden yararlanmak gerekmektedir. Türkiye’de buna en yakın örnek 1999 Kocaeli depremidir. İstanbul İli için bir senaryo depremi neticesinde meydana gelebilecek can kaybı ve farklı yaralanma seviyelerinin tahmininde 1999 Kocaeli depremine benzeşecek bir model geliştirilmesi uygundur. 1999 Kocaeli depreminin yerel saatle gece saat 03.02’de meydana gelmesi nedeniyle model öncelikle gece depremi senaryosu için uygun olacaktır. İnsanların bina içinde veya bina dışında olma oranları gündüz meydana gelen depremlerdeki can kaybı ve yaralanmaları etkileyen önemli bir faktördür. Deprem anında bina dışında olmanın bina içinde olmaya göre daha güvenli olduğu kırsal veya metropol harici kentsel gündüz depremlerinde can kaybı ve yaralanma oranları daha düşük olabilmektedir. Ancak Petal (2011)’e göre, metropol alanlar için de bu görüşü desteleyecek veri yoktur. Bu tür ortamlarda sokakta bulunan kişiler de bina içinde bulunanlar kadar risk altındadır. Öte yandan deprem oluş saatine göre, gece depremlerinde can kayıpları daha çok konut türü binaların hasarlarından, gündüz saatlerinde konutların yanı sıra işyeri, okul, hastane, alışveriş merkezi gibi binaların hasarlarından, işe gidiş geliş saatlerinde ise ağırlıklı olarak ulaşım sistemleri hasarlarından kaynaklanabilir. Bu çalışmada can kaybı ve yaralanma hesaplarında, HAZUS-MH MR4 (2003, ve daha önceki HAZUS versiyonları) yaklaşımı kullanılmıştır. Bu yöntem bina hasarı ile ölüm ve yaralanmalar arasında doğrudan ilişki kurmaktadır. HAZUS-MH MR4 (2003) yöntemi kapsamında, her bir yaralanma derecesine tekabül eden bina sakinlerinin yaralanma oranları, binaların hasar derecelerine göre değişik bina sınıfları için sunulmaktadır. Bu oranlar gözlemsel verilere ve verinin olmadığı durumlarda uzman yorumuna dayanmaktadır. Her bir bina sınıfı için, her bir hasar seviyesindeki bina sayısı bu tür binalarda bulunan ortalama nüfus ve ilgili bina sakinlerinin yaralanma oranı ile çarpılarak ilgili yaralanma seviyesindeki kişi sayısı tahmin edilir. Kullanılan tüm modellerin mevcut bilgi birikimi ve gözlemleri yansıttığı ancak deprem can kaybı ve yaralanmalarındaki büyük belirsizlikler nedeniyle hata payları içerebileceği ifade edilmelidir.


Yol kapanması; binaların yol üzerine yıkılması nedeniyle yol üzerinde araç geçişine izin vermeyecek darlıkta geçitlerin oluşması olarak tanımlanabilir. Bu çalışmada Mw=7.5 senaryo depremi neticesinde “Çok Ağır” seviyede hasar göreceği tahmin edilen binaların üzerinde bulundukları yolun üzerine devrilerek ulaşımı engelleyeceği kabul edilerek analiz yapılmıştır. Yol kapanma analizinde kullanılan yönteme ilişkin kriterler aşağıdaki gibidir: ? Analizde “Çok Ağır” hasar seviyesindeki binaların yolun araç geçişine izin vermeyecek şekilde kapanmasına neden olabileceği kabul edilmiştir.

? “Çok Ağır” hasar gören binaların yol ile ortak kenarı olduğu ve yıkımın yola doğru olacağı kabul edilmiştir. ? “Çok Ağır” hasar seviyesindeki binaların yükseklik sınıfları yol genişlikleri ile ilişkilendirilerek üzerinde bulundukları yolları kapatma olasılıkları aşağıdaki şekilde değerlendirilmiştir:

? Az katlı binalar (1 ila 4 katlı) çok ağır hasar almaları durumunda üzerinde bulundukları tek şeritli yolları tümüyle, iki şeritli yolları ise kısmen kapatabilir. ? Orta yükseklikteki binalar (5 ila 8 katlı) çok ağır hasar almaları durumunda üzerinde bulundukları tek ve iki şeritli yolları tümüyle, üç şeritli yolları ise kısmen kapatabilir.

? Çok katlı binalar (9 ila 19 katlı) ise çok ağır hasar almaları durumunda üzerinde bulundukları tek, iki ve üç şeritli yolları tümüyle, dört ve üzeri şeritli yolları ise kısmen kapatabilir. ? 0,005x0,005 derecelik her hücrede çok ağır hasar alan binalar içinde bulundukları hücredeki yollar ile hücredeki belli bir yol tipinin toplam yol miktarına oranın göre dağıtılmıştır. Bu dağıtım yapılırken olası en kötü durumun ortaya çıkabilmesi açısından çok ağır hasar almış binaların kapanmasına neden olabilecekleri yol sınıfları üzerinde olacağı kabul edilmiştir. Örneğin çok ağır hasar almış az katlı binalar yalnızca tek ve iki şeritli yollar ile ilişkilendirilmiştir.

 ? Takiben senaryo depremi sonrasında her bir analiz hücresinde belli bir yol tipinde kaç noktada yol kapanması olabileceği farklı bina yüksekliklerinden gelen kapanma sayıları toplanarak hesaplanmıştır.

Deprem nedeni ile meydana gelen bina hasarlarının en önemli sonuçlarından birisi, binaların sağladığı en temel ihtiyaç olan barındırma özelliğini kaybetmeleridir. Bu nedenle bir senaryo depremi sırasında oluşabilecek bina hasarlarının tahminini takiben kullanılamayacak durumda olan konutlarda ikamet eden hane sayısı ile ilişkili olarak, acil barınma ihtiyacı konusunda değerlendirmeler yapılabilir. 1999 Kocaeli depremi sonrasında, bina hasarı ve barınma ihtiyacına dair İstanbul’da da gözlemlenen en önemli husus, depremin hemen sonrasında, hasarlı olmasa dahi insanların binalara girmekten ve orada yaşamaktan korkmasıdır. Bu nedenle, depremi takip eden ilk günlerde, azımsanmayacak ölçüde bir barınma ihtiyacı olacaktır.


Bu çalışma ile 2019 yılında DEZİM ve KRDAE Deprem Ana Bilim Dalı iş birliği ile hazırlanan İstanbul İli Olası Deprem Kayıp Tahminlerinin Güncellenmesi Projesi kapsamında üretilmiş olan veriler; DEZİM tarafından Üsküdar ilçesi için mahalle bazlı olarak yeniden derlenmiş ve Üsküdar ilçesine öznel analizler ve haritalamalar yapılmıştır. Buna göre Mw=7.5 büyüklüğündeki senaryo depreminde, Üsküdar’daki binaların ortalama %67’sinin hasar görmeyeceği tahmin edilmektedir. Binaların ortalama %23’ünün hafif, %8’inin orta, %1,5’unun ağır ve %0,5’inin de çok ağır hasar görmesi beklenmektedir. Üsküdar’da, analiz edilen toplam bina sayısı 41.731’dir. Ağır ve çok ağır hasarlı binaların aldıkları deprem hasarının, onarılamayacak boyutta olabileceği ve bu hasar seviyelerindeki binaların yıkılıp tekrar yapılması gereğinin ortaya çıkacağı öngörülmektedir. Öte yandan, orta hasarlı binaların da onarım yerine yıkılıp yeniden inşası çoğunlukla daha uygundur. Senaryo depreminde, Üsküdar’daki binaların ortalama %10’unun (yaklaşık 4.173 bina) orta ve üstü seviyede hasar göreceği tahmin edilmektedir. Yaklaşık 37.751 binanın ise, hasarsız veya hafif hasarlı olması beklenmektedir. Geçmiş depremlerde yaşananlar, can kaybı ve yaralanma oranlarının kadın ve çocuklarda daha fazla olduğunu göstermiştir. Geçmiş dönem deprem sonrası istatistikleri, can kayıplarının büyük çoğunluğunun sarsıntı sırasında, daha az kısmının ise binadan çıkmaya çalışırken ya da kurtarılmayı beklerken meydana geldiğini göstermektedir. Yaralanmaların ise yaklaşık yarısının, sarsıntı sırasında, diğer yarısının ise deprem sırasında veya sonrasında binadan çıkmaya çalışırken meydana geldiği gözlemlenmiştir. Mw=7.5 büyüklüğündeki senaryo depreminin, en kötü senaryo olan gece meydana gelmesi halinde, Üsküdar’da ortalama 95 civarında can kaybı meydana gelebileceği, yaklaşık 42 kişinin ağır yaralanabileceği ve 365 kişinin de hastane şartlarında tedavi görmesi gerekebileceği öngörülmektedir. Deprem nedeni ile meydana gelen bina hasarlarının önemli bir etkisi de binaların barındırma özelliğini kaybetmesidir. Acil barınma ihtiyacının belirlenerek, bunun karşılanması için gerekli ön planlama ve çalışmaların yapılması, özellikle yoğun yapılaşmaya maruz metropol alanlarda beklenen depremler için kritik önemdedir. Deprem sonrası insanların, hasarlı olmasa da binalara girmeyip bir süre dışarda olmayı tercih etmeleri de genel resmi ağırlaştıran bir durumdur. Üsküdar’da Mw=7.5 senaryo depremi sonrasında yaklaşık 15.087 hanelik acil barınma ihtiyacının ortaya çıkacağı tahmin edilebilir. Hane başına 3 kişilik nüfus kabulüyle, yaklaşık 45.261 kişinin acil barınma ihtiyacı olacağı beklenmektedir. Bu tahminlerde de depremin oluş şekline göre, hasarlarda gördüğümüze benzer belirsizlikler bulunmakta olup, deprem sonrası gerçekleşen acil barınma ihtiyacı içindeki nüfus verilen değerin altında ya da üstünde gerçekleşebilir.

 

 Haziran 2020 Yüksek binalar deprem etkileri altında tekil olarak incelenmeli, yapısal hasar ve bunlardan kaynaklanması olası kayıpların yanı sıra yapısal olmayan unsurların (giydirme dış cepheler, su ve elektrik altyapısını oluşturan sistemler, mekanik, elektrik ve elektronik donanım unsurları, araduvar ve asma tavanlar gibi mimari unsurlar vb) hasar görmesiyle oluşabilecek kayıplar ve diğer sosyo-ekonomik kayıp olasılıkları titizlikle değerlendirilmelidir. İstanbul İGDAŞ doğal gaz şebekesi, İSKİ içme suyu ve atık su şebekelerinde senaryo depremi sonucu beklenen hasarların tahmini, bu şebekelerin, coğrafi ölçekte noktasal (dağıtım istasyonları) veya yayılan/uzayan (boru hatları) unsurları için başlıca iki grupta yapılmıştır. İGDAŞ boru hatlarında, Üsküdar ilçesinde 6 noktada onarım ihtiyacının oluşabileceği tahmin edilmektedir. Bu rakam, doğal gaz boru hatlarında meydana gelecek tekil sızıntı veya kırılma vakalarının sayısından ziyade hücre başına hesaplanan onarım ihtiyacı sayılarının toplamını ifade etmektedir. 3.980 civarında orta ve daha üst seviyedeki hasarlı binalarda bulunan doğal gaz servis kutusunu devre dışı kalması olasılık dâhilindedir. İSKİ içme suyu şebekesinde senaryo depreminde 6 noktada, atık su şebekesinde ise 15 noktada onarım ihtiyacının oluşabileceği hesaplanmıştır. Bu değerler, içme suyu veya atık su boru hatlarında meydana gelecek tekil sızıntı veya kırılma vakalarının sayısından ziyade hücre başına hesaplanan onarım ihtiyacı sayılarının toplamını ifade etmektedir. İstanbul gibi özellikle eski ilçe, semt ve mahallelerinde dar yolların, sayısal anlamda yoğun ve hasar görebilirliği yüksek bir bina stoğunun bulunduğu kentlerde, depreme bağlı bina göçmelerinin meydana gelmesi durumunda veya binaların ağır hasar gördüğü hallerde yollar kapanabilmekte ve bu durum deprem sonrası her türlü kurtarma ve yardım operasyonunu çok zorlaştırmakta ve zaman zaman imkânsız hale getirmektedir. Eğitim, sağlık, spor, kültür, din, konaklama, ticaret ve sanayi gibi kentsel işlevlerin deprem sonrasında mümkün olan en kısa zamanda eski haline dönmesi, sosyal ve ekonomik olarak büyük önem taşımaktadır. Bu raporda sunulmuş olan bütün tahminler, deprem mühendisliği literatüründe yer alan, analitik çalışmalara veya depremlerde yaşanmış deneyimlerden yararlanarak oluşturulmuş ampirik modellere dayanmaktadır. Bu modeller, bütün istatistiksel modellerde olduğu gibi kabullere dayanmakta ve çeşitli belirsizlikler içermektedir. Sunulan sonuçlar kullanılan modellerden elde edilen ortalama değerlerdir. Gerçek bir depremin yaratacağı kayıpların bu raporda sunulan sonuçlardan farklı olması kaçınılmazdır. Bu tip deprem kayıp tahmini analizlerinin (İBB 2001, 2009, 2019), belli periyotlarda güncellenmesi çok önemlidir. Yapılan tahminlerin güvenilirliğini arttıran en önemli unsur, envanter bilgisidir. İhtiyaç duyulan veri gruplarının ilgili kurumlar tarafından etkin bir şekilde güncellenmesi ve paylaşımı, deprem risk analizlerinde doğruluk payını artıracak ve böylelikle karar alma süreçlerini de en doğru şekilde yönlendirilebilecektir. Bu noktada ilçe belediye Haziran 2020 65 başkanlıklarının da kritik bir paydaş olduğu ve güncel bina envanterinin üretilmesinde etkin bir rolü olduğu düşünülmektedir. Bu çalışma ile Üsküdar’daki öncelikli risk bölgeleri ve kritik mahalleler ortaya konmuş ve karar vericilerin afet riskini azaltmaya yönelik tüm adımlarında yol gösterici nitelikte veriler üretilmiştir. Bu doğrultuda alınabilecek önlemler açısından ilçenin kentleşme karakterine bakıldığında, Üsküdar’da yapıların büyük oranda 1-4 kat aralığında yer aldığı görülmektedir. Bunda, ilçenin çok eski yerleşim yerlerinden olması rol oynamaktadır. Yapı yaşları baz alındığında ise yapıların %85’inin 2000 ve öncesi yıllarda inşa edildiği tespit edilmiştir. Deprem kaynaklı riskin azaltılmasına yönelik eylemlerde, önceliğin bu yapı grupları olması gerektiği düşünülmektedir. Risk azaltma eylemleri planlanırken de tekil yapı ölçeğinde değil, en azından ada bazlı veya bölgesel yaklaşımların benimsenmesi önemlidir. Üstyapı odaklı çözümlemelerin yanında, altyapı sisteminin de sürdürülebilir ve dayanıklı nitelikte olması bütüncül bir çözümleme için gerekli görülmektedir. Yapısal eylemlere ek olarak, ilçe genelinde uygulanabilecek eğitim, farkındalık ve görünürlük çalışmaları ile vatandaşların afet riski farkındalığının ve bireysel önlem seviyelerinin arttırılması, riskin azaltılmasında kritik öneme sahiptir.

Bu haber 229 defa okunmuştur.
Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit
DİĞER HABERLER