ÇOCUKLARIMIZLA İLİŞKİLERİMİZDE SINIRLAR VE KURALLARIN ÖNEMİ

ÇOCUKLARIMIZLA İLİŞKİLERİMİZDE SINIRLAR VE KURALLARIN ÖNEMİ

Tarih 27 Şubat 2020, 19:21 YazdırBu haberi yazdır

Hepimizde olduğu gibi çocuklarımızın da yaşadığımız dünyanın kurallarını bilmeye ihtiyaçları vardır.

ÇOCUKLARIMIZLA İLİŞKİLERİMİZDE SINIRLAR VE KURALLARIN ÖNEMİ


Hepimizde olduğu gibi çocuklarımızın da yaşadığımız dünyanın kurallarını bilmeye ihtiyaçları vardır. Onlar anne karnında, tam bir güven ve güçlülükle geçirdikleri sürenin sonunda dünyaya gelme anı olan doğum anı ile birlikte dünyanın kuralları ile yüzleşmeye, bu kuralları ve sınırları keşfetmeye başlarlar.


Doğum anı sonrası annenin bebeğini mutluluk ve güvenle kucaklaması ile ilk şokunu atlatan bebek annesi ile ilişki kurarak onu ve onun sınırlarını keşfetmeye başlar. Farklı ihtiyaçları geliştikçe,  farklı davranışlar geliştirir ve annesinin bu davranışlar karşısında ki tepkilerini gözlemler, kaydeder. İşte,  çocuğun ilk araştırma,  gözlem kayıtları ve tabi ki bunun sonucunda da vereceği tepkilerle davranış kalıpları şekillenmeye başlamıştır. Çocuk büyüdükçe anne ile olan ilişkisinin yanında diğer insanlarla da ilişki kurmaya başlar. İşte bu noktada da çocuklar kendilerinden ne beklendiğini, diğer insanlarla birlikteyken nasıl davranması gerektiğini bilmek isterler. Büyüdükçe artan beceri ve kapasitelerini ölçebilmek ihtiyacındadırlar. Sınırlar,  bu öğrenme ve keşfetme sürecinde çok önemli bir role sahiptir. Ancak ebeveynlerin öğretmeye çalıştığı dersler, verilen mesajlar çok net olmalıdır.  Bu mesajları veren anne baba ve çocukla ilgilenen diğer kişilerin,  tutarlı davranışlar göstermesi aynı dili konuşmaları çok önemlidir. Böyle olmadığı durumlarda çocukla yetişkin arasında çatışma kaçınılmazdır.



Çocuklar Neden Sınırlara İhtiyaç Duyarlar


Çocukların  sağlıklı  gelişim süreci içinde, sınırlar koymak ve bu sınırları da çocuklar büyüyüp olgunlaştıkça ve şartlar değişip farklılaştıkça  tekrar tekrar ayarlamak büyük önem taşımaktadır.


Bu durumu daha açık ifade etmek için velilerime hep şu örneği veririm;

Yeni bir işe başladığınızı düşünün. Hiç kimseyi tanımıyorsunuz ve ne iş yapacağınız henüz size tam olarak açıklanmadı. İşe geliyor faydalı olmaya çalışıyorsunuz, burada yeni iş arkadaşları edinip, işi biran önce öğrenip kendinizi ispat etmek istiyorsunuz.  Ancak siz henüz işi ve mekanı tam olarak bilmediğiniz için zaman zaman yanlışlar yapıyor, neyin nerde olduğunu bilmiyor, bazen gereksiz daha önce yapılmış işleri yapıyorsunuz ve insanlar size garip garip bakıyor ve bu davranışlarınızdan hoşlanmamış gibi gözüküyorlar.


 Acaba yanlışmı yapıyorum? Ne yapmalıyım? diye soruyorsunuz kendinize. Çok kafanız karışıyor. Önceki işinizde en iyi yaptığınız işleri yapıyorsunuz fakat aynı tepkileri almıyorsunuz. Kendinizden emin olamıyorsunuz, kendinize olan güveniniz sarsılıyor  ve gergin hissediyorsunuz. Kime nasıl yardımcı olabileceğinizi ve sizden neler beklendiğini bilemiyorsunuz.


Ne kadar da zor bir durum öyle değil mi? Sınırların etkili bir şekilde belirlenmediği, mesajların açık ve net bir şekilde verilmediği evlerde büyüyen çocukların yaşadıkları da buna çok benzerdir. Dünya ile ilişki kurmaya başladıklarında, çatışmalar, reddedilmeler ve olumsuz tepkilerle karşılaşırlar. Çocuklar onaylanabilir davranışlar gösterebilmek için, bizim kurallarımız ve beklentilerimiz konusunda net mesajlara ihtiyaç duyarlar. Çocuklara verilecek doğru ve net mesajlar,  onların dünya ile başarılı ilişkiler kurmalarını sağlayacaktır.



Çocuklar Sınırları Sürekli Esnetmek, Aşma İhtiyacındadırlar

Dünya ile ilişkisinde kendilerine sınırların konduğunu fark eden çocuklar tüm enerji ve güçlerini bu sınırları esnetmeye harcarlar.  Bu işi yapmak içinde bolca malzemeleri ve zamanları vardır. Çok küçük yaşlardan itibaren, çocuklar sürekli olarak denemeler ve keşifler yapmaktadırlar.  Çok iyi gözlemcidirler ve gözledikleri davranışı taklit ederek, neden ?sonuç ilişkisini kaydetmekte ve topladıkları verilere göre,  kurallar hakkında belli davranışlar oluşturmaktadırlar.


Bu araştırmaları bir keşif sürecidir ama topladıkları bilgiler ve vardıkları sonuçlar çoğu zaman,  anne babalarının beklentilerinden farklı olmaktadır. Çünkü çocuklar onlara söylenenlerle değil, yaşadıkları ve gördükleri ile davranışlarını şekillendirirler.



Küçük çocuklar ebeveynleri onlarla ilgilenmediklerinde dikkat çekmek için onaylanamaz davranışlarda bulunurlar.Bu durumu da şu şekilde örnekleyebiliriz;


3-4 Yaşlarında ki  çocuklar, anne babası konuşurken dikkat çekmek adına sürekli araya girer ve soru sorarlar. Anne babaları onları,  kendileri konuşurken sözlerinin bitmesini beklemesi konusunda uyarırlar. Ancak çocuklar,  ısrarla davranışıma devam ederler. Sonunda ebeveynler konuşmalarını keser ve çocukla ilgilenmeye başlarlar. Bu noktada anne babanın verdiği “biz konuşurken sen sözümüzün bitmesini beklemelisin” mesajı net değildir. Çünkü böyle söylemelerine rağmen kendileri konuşmalarını kesmiş ve çocukla ilgilenmişlerdir. Burada çocukların aldığı mesaj, anne baba konuşurken sözlerini kesmemesi olmasına rağmen yaşadığı, anne baba konuşurken onların konuşmalarını bölmesinin bir sakıncası olmadığıdır. Sürekli olarak bunu yapmasına izin verildiği sürece başka bir sonuca ulaşması da mümkün değildir zaten.



En Önemli Araştırmalar Evde  ve Okulda Gerçekleşir,  Sınırlar  Konur



Çocuklar yetişkinlerle ilişkilerinde, güç ve kontrolün ne kadarına sahip olduklarını bilemezler.  Bunu öğrenmek için sadece yapmak istediklerini yapıp gözlemde bulunurlar. Bu şekilde çocuklar, diğer insanlarla olan ilişkilerinde kurallar, sınırlar, yapmaları gerekenler ve yapmamaları gerekenleri, nerede durmaları gerektiğini ve yaptıkları davranışların sonuçlarına katlanmaları gerektiğini öğrenirler.


En önemli araştırmalar,  evde ve sonra da okul öncesi kurumlarda  gerçekleşir. Çocuklar güç otorite ve kontrol konusunda evde ve okulda aldıkları dersleri hiçbir zaman kaçırmazlar ve davranışlarını buna göre ayarlamayı öğrenirler. Gerçek dünya ile ilgili tüm antrenmanlar bu dönemlerde ve buralarda  gerçekleşir. Ebeveyn ve öğretmenlerin öğrettikleri dış dünyada kabul edilebilir olan davranışların standardını belirler. Bu noktada ev - okul işbirliği ve davranışlarda tutarlılık büyük önem taşımaktadır.

Çocuklara, belirgin sınırlar sunulduğu zamanlarda, ilişkiler ve davranışlarla ilgili önemli soruların cevaplarını almaya başlarlar. Burada otorite kimde? Güçlü olan kim? Sınırları aşarsam neler olur? Bu cevaplar ve gözlemler, onların yetişkinlerle olan ilişkilerinde ne kadar güç ve kontrol sahibi olabileceklerini keşfetmelerine yardımcı olur.


Çocuklar kendilerinde çok fazla güç ve otorite gördüklerinde abartılmış bir güçlülük duygusuna kapılırlar. Sınırları belirsizleşir daha çok deneme yaparlar. Diğer insanlarla çatışmalar ve güç mücadelesi yaşamaya başlarlar.  Bu noktada ebeveyn çocuk rolleri değiştirir. Artık ebeveyn çocuk ve çocuk ebeveyn olmuştur. Çocuk kendini,  ebeveynine her istediğini yaptırabilecek güçte hissetmektedir.  Bu durum ise ilerde ebeveynin,  çocuğu ile ilişkisinde büyük çelişkiler yaşamasına sebep olacaktır.



Mehtap Kasapbaşoğlu

Aile Danışmanı/Eğitimi Uzmanı

Bu haber 5816 defa okunmuştur.
Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit
DİĞER HABERLER